pozitif düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pozitif düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2016 Pazar

Frekansınızı - Titreşiminizi Yükseltmenin 11 Yolu






Albert Einstein'ın dediği gibi, her düşünce, kelime ve eylem kendi titreşim frekansını taşır. Çekim Yasası'na göre , istesenizde - istemesenizde,  titreşimsel rezonansa uyan durumlara, insanlara ya da nesnelere çekilirsiniz.

Düşünceleriniz, eylemleriniz ve kelimeleriniz ne kadar olumsuz olursa, titreşimleriniz de o kadar düşük  olur; düşünceleriniz, hareketleriniz ve sözleriniz ne kadar pozitif olursa titreşim o kadar yüksek olur.

"Olumlu" ve "Olumsuz" titreşimler,  iki temel insan duygusunun oluşturur - Korku ve Sevgi

Araştırmalar, korkunun düşük ve kısa titreşim gösterdiği; Sevginin de daha uzun ve daha yüksek bir titreşim olduğunu göstermiştir. Korku ile hareket ettiğimiz zaman daha düşük bir titreşim rezonansı çağırıyoruz; Sevgi ile hareket ettiğimiz zaman kendimizi daha yüksek bir titreşim duygusu ile hizalandırıyor ve kendimize daha olumlu şeyleri çekiyoruz.

Negatif bir titreşim modelindeyken, davranışlarımıza karşı bilinç kazandırmak için hayatımızda durumları, insanları ve dersleri çekme eğiliminde oluyoruz.

Aynı şekilde, daha olumlu bir düşünceye odaklandığımzda, bilinç büyüyerek kendimizi,
gezegeni ve tüm insanlığın iyileştirilmesine katkıda bulunuruz.

Frekansınızı arttırmak kesinlikle zor değildir, ancak korumak zor olabilir. Aslında çoğu zaman "bunu yapana kadar taklit" ile başlayabilirsiniz. Sürekli uygulama ve anımsatıcılarla, titreşiminizi artırabilir ve herkesi sevgi yoluna çekmeye başarabilirsiniz.


Titreşiminizi Arttırmanın 11 Yolu:

1. Şükredin: Titreşimi artırmanın en faydalı yolu, hayatınızdaki güzellikleri farkına varıp, derin bir şükran  ve şükran duygusu yaşamanıza gerçekten izin vermektir. Bir günlük tutun veya her gün size gerçekten ne kadar şanslı olduğunuzu hatırlatan bir liste tutun.

2. Teşekkür edin: Şükranın ötesinde, günlük takdirler önemli. Basit bir çiçekten, gök yüzünün güzelliği ve gittiğiniz her yerede karşınıza çıkan  güzellikleri tanımayı ve takdir etmeyi öğrenin. Çevrenizdeki her şeyi fark etmeye ve takdir etmeye başlarsanız, daha büyük bir farkındalık ve dikkatlilik duygusu içine girmeye başlarsınız, bu da daha sonra frekansınızı yükseltir.

3. Nefes al: Nefes alıp verirken zihninizi ve ruhunuzu sakinleştirmeye yardımcı olabilirsiniz. Her ne sebeple olursa olsun, nefes alıp veriken nefesinizi dinlemek titreşimi artırmaya yardımcı olabilir.
Nefes ile ilgile ilgili daha fazla detay Doğru Nefes Almak

4. Oluşturun: Müzik aleti çalmak, yemek pişirme, sanat yaratma vb. gibi yapmaktan hoşlandığınız bir şey bulun ve daha iyisini yapın! Yaptığımız işle ilgili odaklandığımızda ve mutlu olduğumuzda, ruh halimiz yükselir ve titreşimi de etkiler. Yaratıcı üst boşluğa geçtiğimiz zaman, çakralarımızı ve zihnimizi etkinleştirmeye, farkındalık yaratmaya yardım ediyoruz.

5. Verin: Kalbten vermenin sadece sağlığınızı iyileşmesinde katkıda bulunmaz, aynı zamanda titreşiminizi de yükseltebileceği göstermiştir.

6. Bolluk: Bu dünyada herkes için yeterli olduğunu ve herhangi biriyle rekabet içinde olmadığınızı fark ettiğinizde, bolluğun akışını anlamaya başlarsınız. Evrenin ve Ana Dünya'nın bolluğuna güvenmek, titreşimi artırır ve sırayla size karşı daha fazla bolluk çeker.

7.İçinizdeki Bilge: Konuştuğunuz ve düşündüğünüz kelimeler, kendi güçlü titreşimsel rezonanslarını taşır. Bir başkası hakkında ya da kendiniz hakkında olumsuz konuşsanız da, arada bir fark yoktur. Dedikodu yaparsak, şikayet edersek olumsuz bir titreşim oluştururuz. Yargısız konuştuğumuzda veya düşündüğümüzde, yansıttığımız sözlerimizin kendi frekansını taşıdığını anladığımızda titreşimi artırmaya başlıyoruz.

8. Hareket et: Hareket ederek de titreşimimizi artırabilirsiniz. Ne kadar aktifseniz ve ne kadar
çok egzersiz yaparsanız vücudunuzdan daha fazla enerji akmaya başlar. Bu enerji akışı, titreşim duygularınızı yükseltmeye ve ayrıca zihninizi yükseltmeye yardımcı olur.

9. Gitmesine izin verin: Etrafta "Mağdur"bir zihniyetle dolaşmak, geçmişten ve gelecek için hayal ettiğimiz korkulardan oluşmaktadır. Korkularınıza gitmesine izin vererek ve şu anın farkına vararak, korkuyu serbest bırakabilir ve hayatlarımızı kontrol ettiğimizi ve durumlarla nasıl başa çıkmayı seçtiğimizi anlamaya başlayabiliriz. Ne yaşarsak yaşayalım,sonucu belirleyen tutumumuzdur.

10. Zafer Kazanın: Bir korkuyu fethederek anında titreşiminizi arttırarak kendinizi özgürlük yoluna sokarsınız. Korkular genellikle cehaletten kaynaklanır, çünkü durumu bildiğimiz ve anladığımızda, korkmaktan vazgeçeriz. Korkularınızla ​​yüzleştiğinizde hayatınızı kontrol altına alırsınız, sonsuz imkânları ve fırsatları ortaya çıkarırsınız. Korkularınızı bıraktığınızda bolluk, sevinç ve sevginin enerjik akışını teşvik edersiniz.

11. Sevdiklerinizle vakit geçirin: Aileniz ve arkadaşlarınızla vakit geçirmek de titreşimi artırmak ve sizi olumlu bir zihniyet haline getirmek için mükemmel bir yoldur. Sevilen biri ile anlamlı bir sohbet etmek, her ikisi de titreşiminizi arttırmaya yardımcı olan bir bağlılık ve toplum duygusu geliştirmeye yardımcı olabilir.

Her zaman olduğu gibi okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu mesajın arkadaşlarınıza ve ailenize  yararlı olacağını düşünüyorsanız onlarla paylaşmayı da unutmayın.

Pozitif titreşim frekansınızı artırmak için bu yöntemleri (veya diğerlerini) kullandınız mı?
Bilgilerinizi burada paylaşmaya ne dersiniz... 😌

Teşekkürler
Berna

6 Kasım 2016 Pazar

Girişimcilik de Verimlilik Artışı

Girişimcilik de Verimlilik Artışı için 4 önemli adım: Sizin Niyetinizin Dönüşümü

Düşünce yapınız sizin bilgiyi alma ve verme ile ilgili bir filitre görvine sahiptir.
Bilgiyi nasıl özümsediğiniz, algıladığınız ve nasıl ilettiğiniz ile ilgili önemli bir faktördür.
Buna bağlı olarak doğru düşünceye sahip olmak bizi Başarıya götüren en önemli anahtardır.

Yeni bir bilgi aldığınızda veya bir değişim yaşadığınızda, siz en uygun bilgiyi alırsınız.
Sonrasında nereye itmek istediğiniz ve nerede olmak istediğiniz ile ilgili inançlarınızı alıp geliştirirsiniz.

Bu inanç sistemi sizin düşünce yapınızdır ve kararlarınızı etkiler. Bu kararlar sizin devamındaki
alışkanlıklarınızı oluşturur.

Daha verimli ve özgüvenli olmak için pozitif bir değişiklik yapmak istermiydiniz kendinizde?

Eğer öyleyse, bizi verimli olmakdan geri tutan alışkanlıklarımıza bir göz atalım...

1- Şikayet etmeyi bırakın ve Harekete Geçmeye başlayın

Hayat streslidir ve stresle baş etmenin en kolay yolu şikayet etmektir. Ancak şikayet ettikçe o oranda da daha mutsuz oluruz. Mutsuz oldukça da daha çok şikayet ederiz. Şikayet ettikce de hiç alakası olmayan konularda da şikayet etmeye başlarız.
Hayatımızdaki memnuniyetsizlik ile birlikte, üzüntümüzü artıran beyin bölgesine sinyal gönderir.
Bu da bizim enerjimizi alır ve bağışıklık sistemimizi zayıflatır.

Bu rutinden çıkmak için tek yapmamız gereken eyleme başlamaktır. Kontolü ele almalısınız.Kontolü
ele almak heycan verir ve hayatınızı şekillendirmeniz için yolu açar. Daha üretken olmak ve sizin işinize yarayacak çözümler bulabilmeniz için kuvvet verir.

2- Varsayım yapmayın, Onaylayın

Eski bir değişe göre " Her Varsayımda sen ve ben dışında $$ olur"
BU şu demek oluyor; Varsayım yaptığınızda, zaman ve enerjinizi alır. Doğru eylemi alabilmek için biri emin olmalıdır.
Durumu daha iyi anlamak için sorular sormak gerekir. Gerekirse de bu eylemleri düzeltmek için hazır olun.
Bazıları için, bunu yapmak zor olabilir. Çünkü diğerleri, aptal ya da beceriksiz olduğunu düşünüyor olmasından korkabilir.

Sorular sorduğunuzda öğrenmek için istekli ve yardıma ihtiyacınız olduğunuzu gösterir. 
Bir adım ileri taşımak için, yalnış bir eylem gerçekleştirmektense, teyit almak en iyisidir.
Teyid etmek sizi daha güvenli ve üretken yapar çünkü ne yaptığınızı tahmin etmek yerine ne yaptığınızdan emin olursunuz.

3- Mağdur olmayın. Sorumlu olun.

Insanları ve sizin için dış etkenleri suçlamak en kolayıdır. Bu sizi kişisel sorumlu olmakdan alı koyar.
Kendinize dürüst olmak yerine, kötü hissettiğinizde müdürünüzü, çevrenizi suçlamak daha kolaydır.
Itiraf etmek kolay olmayabilir,  ama sorun içinizde yatıyor.

Gerçekliğinizin, kendi kararlarınızdan ve attığınız adımlardan oluştuğunu unutmayın. Eğer bazı şeylerden  bir şekilde memnun değilseniz, bir şeyleri değiştirmek için bir plan oluşturmaya başlayın.
Bu başarısızlık yaşama ihtimali korkunuz ile yüzleşmenize ve başınıza gelen her şeyi tam sorumluluk
almanız gerektirir.

Sizden başka kimse olayların gerçekleşmesine sağlamaz. Bunun farkında olduktan ve sorumluluk aldıkdan sonra birşeylerin ilerlediğini göreceksiniz.

4- Zor Görev Birincisi, kolay Görev Sonrasında

Çoğu insan ilk olarak kolay bir görev üzerinde çalışmak eğilimindedir. Görevle ilgili stres yapmanıza gerek yoktur burada, çünkü bunun eğlenceli ve keyifli olmaslı gerekiyor.Bu şekilde daha rahatlama hissedersiniz.
Ancak, sonrasında en zor görevi gerçekleştirmek için çalışırken geri kalan zamanınızı harcarsınız. Sürekli erterlersininiz bu son görevi çünkü sizi zorlayacağının bilincindesiniz.

Öte yandan zor görev ile başlarsanız, zoru başardığınız için kendinizle gurur duyarsınız ve üzerinizden bir ağırlık kalkar. Diğer görevinize de daha kolay odaklanırsınız. Zihniniz korkudan arınmıştır ve daha üretken haldedir.

Peki sizin verimlilik artışı için verebileceğiniz tavsiyeleriniz varmı?


2 Kasım 2016 Çarşamba

Tam Besleniyor Muyuz?

Tam Besleniyor Muyuz?

Besin eksikliğin vücüdümuzda bazı sinyaler verdiğini biliyor muydunuz?

Çoğumuz "Şu (XYZ hastalık) beni asla yakalamaz" veya "Genciz ve her tür hastalık ile savaşabiliriz"düşünürken sağlığımızın garantide olduğunu düşünürüz.



Kötü beslenme, sağlıksız yaşam tarzı ne kadar çok insanı hasta ediyorsa da, bununla beraber kronik hastalıkların arttığı gerçeği ile de karşı karşıyayız.

7 ortak Beslenme Yetersizlikleri

1.-  Kalsiyum;
Kalsiyum, güçlü kemikler, kas ve sinir fonksiyonunu muhafaza etmek için önemlidir.
Kalsiyum eksikliği işaret; yorgunluk, kas krampları, anormal kalp ritimleri ve iştahsızlık belirtiler arasındadır.

2.- Vitamin D
Bu vitamin kemik sağlığı için önemlidir. Yorgunluk, kas ağrıları veya zayıflığı - D vitamini eksikliği belirtileridir.
"Uzun vadede devam ederse, bir D vitamini eksikliği kemik yumuşamasına yol açabilir,"

3.- Potasyum
Potasyum böbrekler, kalp  ve diğer organların düzgün çalışmasına yardımcı olur. Araştırmalara göre böbrek rahatsızlığı ishal veya kusma, aşırı terleme, ya da antibiyotikler kısa vadede potasyum düşmesine neden olabilir.
Bir eksikliği belirtileri kilo kaybı, kas zayıflığı, kabızlık ve ciddi vakalarda, anormal kalp ritmi içerir.

4.- Demir
Demir vücudunuzun kırmızı kan hücreleri yapmanıza yardımcı olur. Demir düzeyi çok düşük olduğunda, vücudunuzun etkin bir oksijen taşıyamaz.
Ortaya çıkan anemi yorgunluğa neden olabilir. Ayrıca soluk ve mat cilt, ince, seyrek saçları  fark edebilirsiniz.

5.- B12 Vitamini
B12 vitamini DNA üretimini yardımcıdır ve beyinde nörotransmitter olmasına yardımcı olur.
Harvard Sağlık Yayınları göre, Vitamin B12 eksikliği vejeterjanların artması ve zayıflama ameliyatlarının çoğalmasından dolayı daha yaygın hale gelmektedir.
Şiddetli B12 eksikliğinin belirtileri bacaklar, eller, veya ayaklarda uyuşma; yürüme ve denge ile
ilgili sorunlar; anemi; yorgunluk; zayıflık; şiş ve iltihaplı dil; hafıza kaybı; paranoya; depresyon; Kaygı bozukluğu; halüsinasyonlar.
Hayvansal kaynaklardan B12 vitamini alabilirsiniz. "Daha fazla balık, tavuk, süt, ve yoğurt yiyerek
B12 seviyelerini atırabilirsiniz,".

6.- Folik Asit - Folat
Folat ya da folik asit, çocuk doğurma yaşına gelmiş kadınlar için özellikle önemli bir vitamindir.
Araştırmalar, bir folat eksikliğinin, doğmamış bir çocuğun hücrelerinin ve büyük kırmızı kan hücrelerinin toplam sayısı yanı sıra, nöral tüp defektlerinde bir azalmaya neden olabileceği göstermiştir.
Folat eksikliği belirtileri yorgunluk, gri saç, ağız ülseri, kötü büyüme ve şişmiş dil

Tıp Gıda ve Beslenme Kurulu Enstitüsü hamile kalmayı düşünen kadınlar için günlük folik asit takviyesi almasını tavsiye etmektedir.

7.- Magnezium
Magnezyum desteği kemik sağlığında ve enerji üretiminde yardımcı olur. Sağlıklı insanlarda eksikliği nadir görünmektedir.
Uluslararası Ensitütü Diyet Takviyeler Sağlık Dairesine  göre, bazı sağlık koşullarda, ilaç alımında ve fazla alkol tüketiminde magnezum eksikliğine rastanabilir.
Magnezyum eksikliği iştahsızlık, bulantı,kusma, yorgunluk ve halsizlik kaybına neden olabilir. Daha ciddi durumlarda,  uyuşukluk, kas krampları, nöbetler, anormal kalp ritimleri, kişilik değişiklikleri, ya da potasyum veya kalsiyum düzeylerinin düşmesine yol açabilir.


Eğer kronik bir hastalığınız oluşursa, durumu geriye almak çok geç ya da çok zor olabilir.
Yapılacak en iyi şey, sağlıklı yaşayarak mineral ve vitamin desteklerinizi alarak hastalığı önlemeniz.

Maalesef günümüzün şartlarında bedenimizin ihtiyacı olanını yeterince alamıyor.

Özellikle büyük şehirlerde soluduğumuz havanın kirliği, yediğimiz besinlerin değişikliğe uğraması bunlara bir sebep.

Takviyeler, sağlığınızı artırmak için gerçekten harika bir yoldur.

Kendinizde anormal bir durum olduğunu düşünüyorsanız, hiç zaman kaybetmeden ilk olarak Aile Doktorunuza başvurun.

Lütfen unutmayın. Önemli olan hastalıklardan kurtulmak değil. Önemli olan şu anda DR 'larımızın üzerinde durduğu "KORUYUCU HEKİMLİK" ile sağlığımızı korumak ve daha iyi ve kaliteli bir hayata kucak açmak.

Her nefes bize verilmiş yeni bir şanstır. Önemli olan bu şansı iyi değerlendirmek.

Sevgi ve ışıkla kalın...

29 Ekim 2016 Cumartesi

Reiki ve Şifa




REIKI Nedir?
Kelime - Rei ve Ki- iki Japon kelimelerinden oluşmaktadır .
Japonca'dan dilimize tam bir çevirinin zor olduğunu akılda tutmak gerekir .
Rei - "Evrensel Yaşam " ve Ki " Enerji " anlamına gelir ve sözler bir ruhsal şifa bağlamında kullanılır

Reiki; iyileşmeyi hızlandıran, stresi azaltma ve rahatlama için bir Japon tekniğidir. Bu "eller " tarafından yönetilir ve görünmeyen " yaşam gücü enerjisi " akar. Kişinin " yaşam gücü enerjisi " düşükse , o zaman hasta ya da stresli hissetme olasılığı daha yüksektir ve yüksek ise , biz mutlu ve sağlıklı olmamızı engeller.
Reiki, Bilimsel olarak da kanıtlanmış olup, meditasyon , masaj ya da dua değildir. Ama uygulayıcılar ve şifayı alanlar açıklaması zor olsa da, reiki ile iyileştiklerini söylüyorlar . Reiki uyumlaması ve eğitimini almış herkez önce kendini için, sonra aile ve çevresi için Reiki'ye kanal olabilir.

4 bedenin(fiziksel ruhsal duygusal zihinsel) de sağlıklı olabilmesi için çakraların dengeli olması gerekmektedir. Blokajlı olan çakralar çeşitli sağlık ve ruhsal sorunlara neden olabilir.Reiki masterı şifa seansı sırasında sizinle çalışırken hangi çakralarınızın blokajlı olduğunu anlayabilir ve gerekli şifalandırmayı yaparak sizi yönlendirir. Enerji ile çakraları dengelemenin yanı sıra beslenmizle ilgili yapacağınız iyileştirmelerle de dengelemeye katkı sağlayabilirsiniz.

Reiki Şifasının 12 Faydası:
Genel plarak sağlığınıza katkısı vardır ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.
Ağrılarınıza iyi gelir.
Zihninizi berraklaştırır.
Stres ve gerginliği azaltır.
Depresif hisleri azaltır.
Kaygı ve gerginliği azaltır.
Uyku kalitesini arttırır.
Sindirim sistemini rahatlatır.
Özsaygıyı güçlendirir.
Farkındalığı arttırır ve hisleri kuvvetlendirir.
Madde kullanımını(sigara vs.) bırakmaya yardımcı olur

28 Ekim 2016 Cuma

Farkındalığın (Mindfulness) farkında mısınız?




Farkındalığın ( Mindfulness) farkında mısınız?

Sanırım birçoğumuz "Evet" diyecek bu soruya karşı. Basit gibi görünen bu kelime, bir taraftan birkaç kelime ile anlatılması zor.

Farkındalık kişiye ve olaylara göre değişkenlik gösterir. Birçoğumuz farkında olmadığımızın farkında bile değilizdir.
Aynı evde hayatı paylaştığımız insanlarla bile farkındalığımız değişkendir. Tecrübenin insanların kendi farkındalığı
üstündeki etkisi büyük. Yaş aldıkça zamanın geçtiğinin, geçmişte kaçırdıklarımızın farkına varıyoruz aslında.

Aslında şu anda farkında olsak ne geçmişi ne de geleceği yargılarız. Çünkü şu AN'da oluruz. Geçmiş ve gelecek ile ilgili ne Negatif ne de Pozitif düşünürüz.

Farkındalık bilincin ve zihnin aydınlanmasıdır. Bir rüyadan uyanışa benzetebiliriz.
Zihnimiz ne kadar açık ise an'ın o kadar bilincinde oluruz. Farkındalık bilincin açık halidir ve an'a odaklanmaktır.
Kısaca yaşam kalitemizi yükseltmektir.

Modern dünyadaki koşturmaca ve sürekli zamana karşı yarıştığımızdan, finansal ve diğer sorunlarla uğraştığımızdan,
farkında olmadığımız şey bunların içinde kaybolduğumuz.

An'ı yaşayamadığımız için elimizden kaçanları görmüyoruz. Kendimiz dışında herkeze ve her şeye öncelik veriyoruz.
Kendimizi bu kadar ihmal ederken ve farkında olmazken ne kadar mutlu ve özgür olabiliyoruz?!

Araştırmalar sonucunda ve doğu felsefesine istinaden, farkındalığın genel ve ruhsal sağlık üzerinde çok büyük etkisi
olduğu gözlemlenmiştir. Sorunların algılanması ve baş edilmesinde farkındalık egzersizlerin etkisi olduğundan, sizlere bununla ilgili birkaç ipucu vermek istiyorum;

1- Yürürken çevrenizin, insanların farkına varın. Evinizin yanında bulunan ağacın, yaptığınız işin
(Çay hazırladığınızın, bulaşık yıkadığınızın gibi...), öğle yemeğinde olduğunuzun, telefonda konuştuğunuzun
farkına varırsanız, bu gibi minik egzersizler ne ile meşgul olduğunuz önemli olmaksızın, sizi AN'a taşıyan bir
egzersizdir.

2- Kendiniz için kısacık bir ara verin ve nefes alın. Bu kısacık ara, sizin tekrar AN'a odaklanmanızı ve net görmenizi
sağlar.

3- Rahatlamak için kendinize zaman verin.

4- Nefes egzersizi yapın.
Kişilerin negatif ve olumsuz duygulara odaklanmasının en büyük nedenlerinden biri diyafram nefes yerine,
üst solunum yapmasının sonucudur. Diyafram nefesi daha önce bahsettiğimiz burundan nefes alarak karnımızın şişmesidir.
5 dk'a yapacağınız ve odaklanacağınız nefes egzersizi ile aşağıdaki olumlamaları da kullanabilirsiniz;

- Kendimi Seviyorum.
- Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum.
- Ben ve tüm sevdiklerim güvende.
- Şimdinin gücünün farkındayım.
- Hayatı seviyorum.

5- Gevşeyin ve düşüncelerinizi serbest bırakın.

6- Bu egzersiz sonrası işlerinize hemen adapte olmanız zorlaşabilir o nedenle kendiniz için ufak da olsa bir şey yapın. Mesela " Kendim için bir kahve yapacağım " diyebilirsiniz... :)


Hayat ne otuzunda, ne kırkında, ne de ellisinde başlar. Hayat, sen FARKINDA olduğunda başlar....

Sevgi ve Işıkla Kalın











20 Ekim 2016 Perşembe

Nefes Terapisi ile Şifalanın


Hayatımız Nefes ile başlar ve ve nefes ile biter.  Yaşamsal devamımızı sağlamamız için en gerekli eylemdir nefes.
Günlük koşuşturma içerisindeyken ne kadar doğru nefes alabiliyoruz bu en önemli soru.


Nefes ve yaşam bu kadar birbine bağlı iken, doğru nefes ile neler kazanacağımızı bir düşünelim.

Tarihte en eski tedavi yöntemi olan Nefes Terapisi, bedende oluşturduğu iyileşme ve yenilenme etkisi ile ve şifa bulmamızı destekleyen en temel kaynaktır. Doğru nefes almayı öğrendiğimizde yaşam kalitemiz arttığı gibi ömrümüz de uzuyor.

Örnek verecek olursak evcil doslarımızdan köpekler ve kediler ağızdan nefes aldıp verdiklerinden ortalama 18 yıl yaşıyorlar. Ancak buna karşın kaplumbağlar burundan nefes aldıp verdiklerinden 250 yaşına kadar ulaşıyor ömürleri.


Eski zamanlarda birçok hastalığın tedavisinde Sufi nefesi kullanılmıştır. Tibetli Rahipler de daha açık bir zihin için nefes çalışmasını kullanmaktadırlar.


Peki doğru nefes alıyor muyuz ve Nefes Terapisinin faydaları nelerdir?

1- Gerçek şifa Temeli,
2- Zengin ve Doğal Hücresel Osijenlenme
3- Yüksek enerji üretimi
4- Dik ve Dengeli bir Duruş ( Postür) formu
5- Düzenli sindirim ve boşaltım sistemi
6- Taze & Canlı Dokusal Yapı
7- Sağlıklı damar yapşısı ve Cinsel güç
8- Farkındalık oluşması

Elbette faydalarını daha da genişletebiliriz ancak Fiziksel - Ruhsal - Zihinsal - Duygusal kısacak 4 Bedenimizin şifalanmasını destekler.

Sizlere basit bir nefes uygulaması örneği vermek istiyorum;

Rahat bir pozisyonda ( bağdaş kurabilirsiniz,  dizlerinizin üstüne oturabilirsiniz veya koltuk- sandalye de oturabilirsiniz) omuzlarınız ve omurlarınız  bir hizada dik olarak oturun.
Gözlerinizi kapayın ve nefesinize odaklanın. Hiç bir şey düşünmeyin. Sadece nefesinize odaklanın.
(Hafif bir meditasyon müziği açabilirsiniz veya kulaklığınızdan dinleyebilirsiniz. )
Yavaşca burnunuzdan aldığınız nefesi aynı yavaşlıkda verin. Zihninizin boşaldığını hissedeceksiniz.
Nefesinizi alıp verdikçe kaşlarınızın arasında bir yoğunluk hissedeceksiniz. Bu farkındalığınızın arttığı andır.

Kaşlarınız arasındaki bu nokta 3. Göz - Alın Çakrasıdır. Düzenli nefes çalışması ile 3.Göz aktivasyonu gerçekleşmesi mümkündür. Bu sezgilerimizin kuvvetlenmesini, doğaüstü yeteneklerimizin ortaya çıkmasını, gözlerimizle göremediklerimizi görmemize sağlar. Elbette bu sizin hazır hissettiğiniz kadarı olur. O nedenle korkmanız gereken bir durum değildir.

Nefes çalışmasını yaklaşık 10 dk kadar yapabilirsiniz. Kendinizi rahatlamış ve odaklanmış hissedeceğinizi fark edeceksiniz.

Sağlıklı ve bol Nefesli günler dilerim.....








15 Ekim 2016 Cumartesi

AFFETMENİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ



AFFETMENİN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ

Geçmiş ile ilgili herkezin bir " Mağduriyet hikayesi " vardır mutlaka. Hepimiz değer verdiğimiz birileri tarafından terkedilmişizdir, reddedilmişizdir veya incitilmişizdir ve bu kin ve öfke gibi duyguları ortaya çıkarır.

Affederek kendimizi gelecekte karşılaşması muhtemel birçok rahatsızlıkdan kurtarmış oluruz.
Bunlar ; Kanser, sinirsel rahatsızlıklar, reflü, miğde ve sindirim rahatsızlıkları, hafıza problemleri ve cilt problemleri.

Affettiğimizde yepyeni bir sayfa açmış oluruz. Affetmek uzun yaşamın ilk adımı.
Affetmek özgürleşmektir. Ayrıca Affederek, bize zarar verdiğini düşündüğümüz insanlara karşı küçülmeyiz, aksine kendi gücümüzün farkına varırız. 


Affetmek bize öğütlenmiş olsa da nasıl yapacağımız bize pek anlatılmamış;
DR. DICK TIBBITS'in Kalemus yayınlarında konuyu aşağıdaki gibi ele almış.

Şunları yaptığınızda affetmeye başlarsınız;
1-Hayatın adil olmadığını ve diğer insanların sizden daha farklı kurallarla oynayabileceğini kabul ettiğinizde,
2-Kendi koşullarınızdan dolayı başkalarını suçlamayı bıraktığınızda,
3-Sizi inciten kişiyi değiştiremeyeceğinizi ve sadece kendinizi değiştirebileceğinizi anladığınız da,
4-Öfke ve kırgınlığın başınıza bazı nahoş ve hatta zararlı bir olay getireceğini kabul ettiğinizde,
5-Acılı hikayenizdeki –sizin-“mağduriyet hikayeniz”-sıkıntılı olayları bakış mevcut açınız yerine,daha geniş içerik katarak yeniden çerçevelediğinizde,
6-Affetme seçeneğini tek başına seçeceğinizi anladığınızda,
7-Sizin inciten kişiyle ilgili düşüncelerinizi onun yaşamıyla empati kurarak alçak gönüllülükle değiştirdiğinizde,
8-Memnuniyetsizlikten tatmin olma duygusuna geçmeyi amaç edindiğinizde ,
9-Affetmenin zaman alacağını ve acele etmemek gerektiğini anladığınızda,
10-Kendi hayatınızın ve geleceğinizin sorumluluğunu üzerinize aldığınızda.

Eğer yaşamak istiyorsanız,bir noktada affetmeyi seçmelisiniz.

13 Ekim 2016 Perşembe

Fark Yaratmak - İlham Vermek - Yardım Etmek / Making a Difference - Inspiring Others - Helping Others




Bir Kişiye Yardım Etmek 
Dünyayı Değiştirmez,
Ancak Yardım Ettiğiniz kişinin 
Dünyasını Değiştirecektir...

 

Pozitif Düşünce

Pozitif Düşünmek bir seçimdir. Kaderinizi değiştirebileceğiniz bir seçim.

Pozitif olmak, iyimser olmak, hayatı toz pembe görmek demek değildir.
Her koşulda yapabileceği iyi birşey olduğuna inanan, olumsuzluklara karşı duran, hayatımızı olumlu yönde etkileyen bir inanış şeklidir.


Sadece söyleyerek pozitif düşünülmez. Hayatından memnun olmayan, şikayet eden insan sayısı her geçen gün artıyor. Sorunlarıyla başa çıkmaya çalışırken fiziksel, ruhsal, duygusal, zihinsel yorgun düşen insanlar, sadece sadece hiçbirşeyin düzelmediğini ve herşeyin daha da kötüye gitmesinden yakınıyor.

Kendi kendimize Pozitif düşün mesajını algılamamız biraz zaman alabilir ama buna değecektir.
Emekleme devresinden sonra kendi keninize yürümeye başladığınızı göreceksiniz. Bulunduğunuz koşulları analiz etmek, psikolojik ve fiziksel durumunuzu kontrol altına almanız gerekir.

Peki nasıl başlamalıyız;

- Kendinize zaman ayırın
Kendinize her gün ayıracağınız 30 DK bile yeterli. Sabah kaltığınızda Nefes ile başlayın.
Nefes konusunu daha sonra sizlerle paylaşacağım. Bizler değerliyiz ve bir 30 Dk kendimizle olan zamanı geçirmeyi hak ediyoruz.

- Geçmiş Geçmişte kalsın ve Affedin
Önce kendini sonra sizi üzdüğünü düşündüğünüz herkezi Affedin.
Kötü anılar, olumsuz duyguların çıkmasına sebep olur. Burada amaç kötü anıları unutmak değil, o anı yaşatan kişileri affetmek. Bu elbeyye öyle kolay olmamaktadır. Ancak Affetme ile ilgili çalışmalarımız da olacak. Lütfen takipte kalın.

 - Korkularınızla yüzleşin
Endişe ( yalnız kalma, her an kötü bir olayın beklentisi içinde olma gibi), korku duygular da olumsuz düşünceleri yaşamamıza sebep olur.  Korkularımızı şifalandırmalıyız. İleriki konularım arasında sizlerle bu konuyu da tekrar ele alacağım.

- Anda Kalmak ve Şimdiyi yaşamak
Nasıl geçmişi yaşamak bize birşey kazandırmuyorsada, geleceği yaşamak da aynı dır. İkisi de bir realiteye sahip değildir.

- Kendi gücünüzün farkına varın
Kendi potasiyelinizin ve gücünüzün farkına vardığınızda hayatınızın ne kadar değiştiğini göreceksiniz. Elbette burada bir Ego patlamasından söz etmiyorum. Örnek verecek olursam;

  • Zaten ben çok sakarım
  • Ben bu işden anlamam beceremem de
  • Çok yeteneksizim
  • vs,vs, vs
Burada umarım anlatmak istediğimi anlamışsınızdır... :)